Bitkisel Ürünler Şifalı Bitkiler İbrahim Gökçek Doğal Tedavi HerbalistBitkisel Ürünler Şifalı Bitkiler İbrahim Gökçek Doğal Tedavi Herbalist

Kas Hastalıkları, Kas zafiyeti


Fibromyalji Hastalığını ya da Yumşakdoku Romatizması

Kronik kas ağrılarıyla kendini gösteren, uyku sorunluluğu, uzun süren yorgunluk ve psikolojik yakınmaların eşlik ettiği fibromyalji hastalığı yumUşak doku Romatizması grubunda bulunan bir sağlık problemu. Her 10 kadına karşı 1 erkekte ortaya çıkıyor ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Sabahları uyanmakta zorluk çekiyorsunuz. Ev işi yaparken, veya bilgisayar başında boyun ve sırt ağrılarından yakınıyorsunuz. Geceleri iyi uyuyamıyor, gün boyu kendinizi yorgun hissediyorsunuz. Baş ağrısı, kabızlık, adet döneminde artan gerginlik gibi problemler da yaşam kalitenizi azaltıyor. 
Nedeni tam anlamıyla bilinemeyen fibromyalji hastalığı, çoğu kişinin hekim hekim gezmesine neden oluyor. Hastaların bazı durumlarda "hastalık hastası" olarak tanımlanmasına yol açan fibromyalji hastalığı toplumun yüzde 5 ile 20? sinde görülebiliyor. Sakatlığa yol açmayan hastalık, yumUşak doku Romatizması grubunda yer alıyor. Kesin tanı konulabildiğinde başarıyla tedavi edilebildiği için hastaların yaşam kalitesi de düzeliyor.
Burada tarif edilen yumşak doku Romatizması ya da kısaca Fibromyalji Hastalığınını ben 13 sene yaşadım. Ne Türkiyede neden Almanyada hekimlar çare bulamadılar ve ben kendim kendi üzerimde 6 ay süreyle denediğim şifalı bitkilerle (Gökçek Romatizma çayı ) bu rahatsızlıkatan kurtuldum. Günümüzde bu rahatsızlıktan kurtulmak daha basit, zira vücudu arıtan bir Gökçek İksiri, Gökçek Romatizma çayı vede birde harpa var.
Hayvansal besinler asitlenmeye neden olur, asidi nötürleştirmek için kandaki mineraller ve oksijen harcanarak asit artı mineralden oluşan asidik baz yani curuf oluşur. Kanda mineral oranı aşırı kanaat fazla asit dönüşüme uğramadan eklemlerde vede bağdokukarında asit olarak depolanır. Buda ağrılara neden olur.

Kas Hastalıkları

Kas Hastalığı Nedir?

Kas hastalıkları, vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kkatiyenrımızı direkt olarak tutan hastalıklardır. Yani kas hücrelerinin kendileri hastalanmışlardır ve ortaya çıkan belirtiler sadece bu duruma bağlıdır. Kasın kendi hastalığına miyopati adı verilir.

Kas Erimesi Bir Hastalık Değildir

Kas erimesi, vücudumuzu hareket ettiren kkatiyenrın hacminde küçülmedir. Bu durum sadece kasın kendi hastalıkları sebebi ile ortaya çıkmaz. Kas ile ilişkisi olan sinirler, sinirlere emir veren omurilik ve beyin dokularının hastalıklarında da kkatiyenr erir. Örneğin boyun fıtığında, fıtığın ilgilendirdiği kkatiyenrda erime olabilir. Multiple skleroz adı ile bilinen beyin hastalığında da geç dönemde kkatiyenr erir. Beyinde damar tıkanıklığı da sonuç olarak benzer bir görünüme yol açabilir. Eğer belli kkatiyenr kullanılmazsa da kkatiyenr eriyebilir. Veya polinöropati adı verilen sinir hastalıklarında el ve ayak kkatiyenrı eriyebilir. Buna birden fazla örnek eklemek mümkün olabilir. Bu durumların hiçbiri kkatiyenrın hasta olduğunu göstermez. Başka bir durum sebebi ile kkatiyenrın etkilendiğini düşündürebilir.
Aslında kas hastalıklarında kkatiyenrda erime en önemli belirti değildir ve son derece geç ortaya çıkar. Dolayısı ile kas hastalıkları hakkında disiplinlerin ilgilendiği asıl konu kas erimesi değil, kkatiyenrın kendilerine ait hastalıklar sebebi ile kkatiyenrda ortaya çıkan değişikliklerdir. Diğer hastalıklar kas hastalıklarının konusunun dışındadır.

Kas Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

Kkatiyenrımız vücudumuzu hareket ettirmekle yükümlüdür. Bu nedenle kas hastalıklarında güçsüzlük olur ve başlıca hareketlerimiz etkilenir. Öncelikle gövdeye yakın kalça ve omuz çevresindekiler olmak suretiyle birden fazla kas etkilenebilir. Örneğin merdiven/yokuş çıkma, koşma, yürüme, kolları kaldırma, başı yastıktan kaldırma, bazı durumlarda gözkapaklarını açma, yutma, başı yastıktan kaldırma, soluk alma etkilenebilir. Bazı kas hastalıklarında ise miyotoni adı verilen, kasın gevşeme güçlüğü sözkonusudur. Bu durumda hasta ilk hareketlerde tutukluk yaşar, harekete devam ettikçe rahatlar. Bazen de yürüme, koşma gibi eylemler sırasında normalden çok daha şiddetli bir yorulma ve ağrı, hatta bazı durumlarda tükenme yaşayabilir. Sinirlerle kkatiyenrın birleştiği bölgedeki hastalıklardan myasthenia gravis, daha hafif olarak ise kasılma sırasında enerji sağlayan sistemlerin (glikojen yıkılması, mitokondri) hastalıkları tipik örneklerdir. Kasılma sırasında hücredeki yağların yakılmasında problem var ise açlık, belirtileri çok artırır. Bazı nedenler ise çok yaygın kas yıkımına neden olarak idrar renginin çok koyu olmasına yol açabilir (miyoglobinüri).

Kasların Hastalanmasının Nedenleri Nelerdir?

Kkatiyenr çok çeşitli nedenlerle hastalanabilirler. Bu nedenleri iki ana gruba ayırmak mümkün olabilir:
1-Edinsel:

Bu durumda doğuştan hastalık sebebi yoktur; yaşam süresi içinde ortaya çıkan nedenlerle hastalık gelişir. Örneğin kkatiyenr iltihaplanabilir. Bu iltihaplanma kasın kendisinde ise miyozit adını alır. Polimiyozit, dermatomiyozit böyle hastalıklardandır. Tiroid bezi, böbrek üstü bezi hastalandığında ya da kanda potasyum miktarı değiştiğinde de kkatiyenr da hastalanabilir ve örnek olarak tiroid miyopatisi gelişebilir. Kortizon içeren ilaçlar kullanıldığında ya da kortizonun aşırı salgılanmasında steroid miyopati görülebilir. Bazı sık kullanılan ilaçlar da miyopatiye yol açabilir. Myasthenia gravis ise kkatiyenrla sinirlerin birleştiği bölgenin iltihaplanmasıdır. Tüm bu hastalıkların önemli özelliği, hastalığı ortaya çıkaran durumun, ortaya çıkaran sebebin ortadan kaldırılması ya da bugün için bilinen ilaçlarla tedavi edilebilmesi, hastanın normal kas gücüne dönebilmesidir. Bu miyopatiler her yaşta görülebilir.

2-Kalıtımsal:

Kalıtım veya irsiyet, fiziksel ve ruhsal özelliklerin ebeveynden çocuğa, yani kUşaktan kuşağa geçirilebilmesi için gerekli transferdır. Bu transfer, kromozomlar üzerindeki genler yolu ile yapılabilmektedir. Dolayısı ile bu hastalıklar genetik miyopatiler şeklinde de adlandırılmaktadır. Bu durumda hastada doğuştan bir hastalık vardır. Bu hastalık genetik bir değişiklik sonucu oluşmuştur ve aslında kişi anne karnında gelişirken bu değişiklik ortaya çıkmıştır. Bu değişiklik kişi anne karnında yaşadığı süreden beri var olmakla beraber hastalık beirtilerinin ortaya çıkması doğduktan sonraki değişik yaşlarda olabilir. Yani hastalık belirtileri kendini ilk yaşta, yürüdüğü sırada, ilk on yaş ya da ikinci on yaş içinde ya da daha ileri yaşlarda kendini gösterebilir. Bir diğer deyişle hastalık, belirtilerin başladığı yaşta başlamamıştır aslında, ondan çok önce başlamıştır. Bizim farkedebileceğimiz, yani hareketlerimizi etkiler hale gelişi belirtilerin tarif edilebileceği yaşta olmuştur. Bu hastalıklarda başlıca problem, kas hücresi için gerekli olan bir yapı taşının (protein) yapılamaması, normalden farklı yapılabilmesi, fonksiyonsiz olacak biçimde yapılabilmesi ya da normalden çok yapılması olabilir. Örneğin Duchenne tipi kas distrofisinde kas için çok gerekli olan distrofin proteini hiç yapılamaz, buna karşılık Becker tipi kas distrofisinde aynı protein, kısa da olsa yapılabilir. Kavşak tipi kas distrofilerinde diğer bazı proteinler yapılamaz ve buna bağlı hastalık gelişebilir. Bazen yapılamayan bir protein, kasın kasılması için gerekli olan bir fonksiyonun yapılamamasına neden olur. Örneğin mitokondriyal hastalıklar, glikojen depo hastalıkları, lipid depo hastalıkları bunlardandır.

Genetik Aktarım Biçimleri Nelerdir?

Genetik transfer dört şekilde olabilmektedir:
1-Otozomal Dominant (Baskın)
Bu durumda ebeveynlerden birinin hasta olması, çocukta hastalık ortaya çıkmasına neden olabilme yeteneğine sahiptir. Ancak çocukta hastalık çıkacağı yine de net değildir.
2-Otozomal Resesif (Çekinik)
Bu durumda bir ebeveynin hasta olması ya da hastalık belirtisi göstermeden hastalığı taşıması (taşıyıcı) çocukta hastalığın ortaya çıkması için yeterli değildir. Ancak, her iki ebeveyn de taşıyıcı ise çocukta hastalık ortaya çıkması sözkonusudur ancak yine net değildir.
3-X'e Bağlı Resesif (Çekinik)
Bu durumda annenin taşıyıcı olması, yine net olmamakla beraber, çocukta hastalık ortaya çıkmasına yol açabilir. Hastalık belirtisi hemen daima erkek çocuklarda olur. Kız çocuklar sadece hastalığın taşıyıcısı olabilirler ancak büyük çoğunlukla hastalık belirtisi göstermezler.
4-Mitokondriyal
Hücre içindeki mitokondri isimli yapıların kendilerine ait genleri vardır. Bu genlerdeki hastalıklar hemen daima anneden çocuklara transfer edilir. Bu durumda hastalık belirtisi hem kız, hem de erkek çocuklarda ortaya çıkma potansiyeline sahiptir.

Kas Hastalıklarının Tanısı Nasıl Konur?

Kas hastalıklarının tanısından kuşkulanma, ilk önce uzman bir hekim tarafından hastalık hikâye sünün dinlenmesi ve hastanın muayene edilmesi ile olur. Bu nedenle belirtilerin, hatırlanabildiği en ince ayrıntılarının hekime anlatılması önemlidir. Bazen belirtilerin çok hafif olduğu dönem, hastanın onu yaşadığı süreçte hastalık gibi algılanmaz ve bu nedenden dolayı hekime anlatılmaya dşayet bulunmaz. Ancak, geriye dönük bakıldığında hareketler ile ilgili dikkati çeken birçok değişikliğin hekimla paylaşılması, tanıya yaklaşım açısından oldukça önemlidir. Örneğin bir çocuk, ufaklüğünde yaşıtlarına göre "ağır canlı" olarak değerlendirilmişse ya da çok sık yorulup kucağa alınmak isteyen bir çocuk olmuşsa bunlar, söylendiğinde hekim için çok dşayetli bir bulgudur.
Klinik muayeneden sonra yapılacak kan testinde kreatin kinaz (CK) enzim düzeyinin çok yüksek bulunması kasın kendisinin hasta olduğunu kanıtlar. Ancak bazı kas hastalıklarında CK hafif yükselmiştir ya da hiç yükselmez. Bazı sinir hastalıklarında da yine CK hafif yüksek olabilir. Tüm bu nedenden dolayırle hastaya elektromiyografi (EMG) testinin yapılarak kendisinde kas hastalığı olup olmadığının kanıtlanması gerekir. Bu testlerde miyopati bulunduğunda kasın kendisinin hasta olduğu anlaşılır ancak hangi cins hastalık olduğu, ne nedenle ortaya çıktığı anlaşılamaz. Bu ayrımın yapılabilmesi için hastada kas biyopsisi ya da genetik analiz yapılmalıdır. Kas biyopsisi hastayı bayıltmadan, lokal anestezi ile yapılan ve hastadan ufak bir kas parçasının alınarak açılan derinin dikişle kapatıldığı bir prosedürdir. Alınan parçanın, bu hususta uzmanlaşmış laboratuvarlar tarafından incelenmesi gerekir. Uygun koşullarda incelendiğinde kas biyopsisi ile kas hastalıklarının aşağı yukarı %70'ine tanı konabilir. Genetik inceleme ise damardan, özel bir tüp içine alınan kanın incelenmesi ile yapılır. Burada, hücrelerimizde bulunan bütün genlerin incelenmesi sözkonusu değildir. Kuşkulanılan hastalığa neden olan genetik sorunluluk araştırılabilir. Bunun yapılabilmesi için o hastalığa ait genetik sorunluluğun dünyada biliniyor olması gerekir. Bugün için kalıtımsal miyopatilere neden olan bütün genetik sorunluluklar bilinmemektedir. Bilinen genetik sorunlulukların ise bütünü ülkemizde araştırılmamaktadır.

Hastalıklara Tanı Koymanın Yararı Nedir?

Tanının ana amacı, ilk önce hastalığın edinsel bir miyopati olup olmadığının anlaşılmasıdır. Daha önce ifade edildiği gibi bu gruptaki hastalıklar gerek neden olan faktörün ortadan kaldırılması, gerekse bilinen ilaçların kullanılması ile tedavi edilmektedir ve hastanın bu imkântan faydalanması sağlanabilir. Hastalık, bugün için ilaçla tedavisi yapılamayan, kalıtımsal gruptan olsa dahi tanının netleştirilmesinin önemi vardır. Bunun en büyük faydası hastanın kendisinedir. Hasta ilk önce hastalığının net adını bilir ve tedavisi bulunduğunda bunda faydalanmaya hazır durumda olur. Yine tanının netleşmesini hastanın ailesine faydası vardır: Aile içindeki, belirti vermemiş olan, taşıyıcı bireyler saptanabilir, bu bireylerden doğacak çocuklarda hastalık oluşup oluşmayacağı konusu ile ilgili aile bilgilendirilebilir, hamilelikte anne karnındaki bebekte hastalık olup olmadığı anlaşılır (prenatal tanı verilebilir). Verilecek genetik danışmanlık ile aile içinde yeni kUşaklara hastalığın aktarılması en aza indirilebilir.

Kas Hastalıklarının Seyri Nasıldır?

Edinsel kas hastalıklarında kas güçsüzlüğünün ilerleyişi, hastayı fonksiyonsiz duruma getirmesi haftalar ya da aylar içinde olur. Miyozitlerde durum böyledir. Bu hastalıklarda tedavi başlandığında iyileşme de genelde aynı hızda olur.
Kalıtımsal kas hastalıklarda hastalığın ilerleyişi çok daha yavaştır, yıllar ya da on-yıllar içinde belirtiler hastanın hayatını etkiler hale gelir. Bu seyrin nasıl olacağı kuşkusuz hastalığın tipine bağlıdır. Az sayıdaki bazı kas hastalıklarında gidiş, o hastalığa sahip olan bireylerin hepsinde benzer olma eğilimindedir. Birçok hastalıkta ise aynı aile içinde bile hastalık seyri birbirinden çok farklı olabilmektedir. Örneğin, aynı ailedeki bazı bireylerde hiç belirti yokken sadece CK yüksekliği varken bazı bireylerde ağır hastalık belirtileri bulunur. İster benzer, ister farklı seyreden hastalıklardan olsun, kas hastalıklarında hastalık seyrini etkileyen önemli diğer etkenler, hastanın daha önceki kas yapısı ve fonksiyonları, ve hastanın ne ölçüde fizyoterapi (ve diğer bakımları) yapabildiğidir.

Kas Hastalığı Yaşamımda Başka Neleri Etkiler?

Kas hastalığı belirtilerinin varlığı zihinsel fonksiyonleri (ender bazı hastalıklar dışında), cinsel fonksiyonleri, doğurganlığı etkilemez. Ancak, çoğu hastada belirtilerin varlığı ve yıllar içindeki parametreliği bir yandan sosyal ahenku, diğer taraftan kişinin kendi beden algılamasını değiştirerek duygusal olarak etkilenmeye neden olur. Bu durumda zihinsel ve cinsel fonksiyonler, ikincil olarak, etkilenebilir. Doğurganlık etkilenmez ancak hasta birey, gebelik sürecinin bedenine ekleyeceği yükün sonuçları ve daha da önemlisi, kalıtımsal olan hastalıklarda çocukta hastalık ortaya çıkma ihtimallarını hekimi ile tartışmalıdır. Bazı hastalıklarda prenatal tanı yapmak mümkün olabilmektedir.

Hastalığın Tanısı Konduktan Sonra Ne Yapılabilir?

Hastalık ister edinsel, isterse kalıtımsal olsun hastanın kesinlikle, bir uzman tarafından kendisine özel düzenlenecek egzersiz uygulamasını hayata geçirmesi gerekir. Bu egzersizin yapılması, hastalığın ilaçla tedavisi mümkün bile olsa, gerekmektedir. Çünki miyopatilerde kkatiyenrımız değişik ağırlıkta tutulabilir ve bu oransız tutulma eklemlerde "kasılma" (kontraktür) ve biçim sorunluluklarına yol açabilir. Ayrıca, gerek tutulmuş olan kkatiyenrımız, gerekse bunlar sebebi ile azalmış olan hareketlerimize bağlı olarak kapasitesini kulanamayan iyi drumdaki kkatiyenrımız, olabileceklerinden daha zayıflar ve erirler. Tüm bunların oldukça önlenebilmesi, hastanın ilaç tedavisinden faydalanması ya da gelecekte bulunacak tedavileri en iyi durumda karşılayabilmesi için derli toplu egzersiz uygulamasının uygulanması kesinlikle gerekmektedir.
Bunun dışında edinsel hastalıklarda, hastalığa neden olan etmenin ortadan kaldırılması ya da, genelde bağışıklığı baskılayan ya da düzenleyen ilaçların kullanılması tedavinin ana prensibidir.
Kalıtımsal hastalıkların pek azında bugün için ilaç ya da diğer biyolojik tedaviler mümkün olabilir. Yağ birikimi miyopatilerinde karnitin, bazı durumlarda riboflavin (B2 vitamini), mitokondriyal hastalıklarda bazı durumlarda ko-enzim Q (CoQ10) çok iyi sonuç verebilmekte, hastalık belirtilerini giderebilmektedir. Çok yakın zamanda, glikojen depo hastalıklarının bir tipi olan Pompe hastalığında "enzim replasman tedavisi" (asit-alfa glukozidaz enzimi) bulunmuş ve ilgili ilaç Avrupa ve Amerika'da piyasaya çıkmıştır. Hastalar bu enzimi, şeker hastalarının kullandığı insuline benzer biçimde, ömür boyu kullanarak yaşamlarını en az belirti ile sürdürebileceklerdir.
Hastalarda miyopatinin seyri sırasında diğer organ ya da iskelet sistemi tutulmaları da görülebilir. Örneğin bazı miyopatilerde kalp kası tutulabilir. Bu nedenle bu hastalıklarda hastanın kalp tutulumuna ait belirtiler açısından izlenmesi gerekir. Kalp tutulması bulunduğu zaman ise, hastalığın tedavisinden bağımsız olarak kalpteki bulgular tedavi edilmelidir. Solunum sistemi tutulumu için de aynı prensipler geçerlidir e hastaların bu açıdan izlenmeleri gerekir.
Bazı miyopatiler seçici olarak omurgada eğrilmeye (skolyoz) neden olur. Bazen de hastanın oturuş sorunluluklarına bağlı olarak skolyoz gelişebilir. Öncelikle hastanın, bilhassa de tekerlekli iskemleye bağımlı hale gelmiş olan hastaların, oturma düzenlemesinin iyi yapılması oldukça önemlidir. Bu nedenle, seçilecek tekerlekli iskemlenin ölçüleri ve şekli bir uzmana danışılmalıdır. Herşeye rağmen skolyoz gelişmiş ise skolyozu revizyon ameliyatlarının değerlendirmeye alınması ve hastanın bu duruma makul olup olmadığının araştırılması gerekir.
Skolyoz dışında gelişebilecek kontraktürler makul egzersizlerle ve atellerle önlenmeye çalışılmalı, buna rağmen kontraktür gelişiyorsa yine ameliyat imkânları değerlendirmeye alınmalıdır.
Tüm bu düzenlemeler ve toplumsal planda yapılacak iyileştirmeler, bedensel engellilik yaratan kas hastalığı olan bireylerin psikososyal gelişiminin sürmesi, bu kişilerin toplumsal yaşamada yer alması ve bireysel planda yaşam kalitesinin düzeltilmesini amaçlar.

Kas Hastalıklarında Tıbbi Tedavi Mümkün müdür?

Edinsel kas hastalıklarının (polimiyozit, dermatomiyozit, myasthenia gravis, vs.) hemen bütününde hastalığı ilaçla tedavi etmek mümkün olabilir. Bu amaçla kullanılan birden fazla ilaç vardır. Yan etkileri de olan bu ilaçlar kesinlikle hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Bu tedaviler ile hastalık vücuttan yok edilemez ancak büyük oranda bastırılabilir ve hasta yıllarca hiç hastalık belirtisi olamksızın yaşayabilir. Burada ana amaç, hastalığın alevlenmesini engellemektedir.
Kalıtımsal kas hastalıklarının büyük bölümünde bugün için bilinen bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak, bu hususta birden fazla çalışma yürütülmektedir. Yürütülen bu çalışmalar ilaç tedavileri, gen tedavileri ve hücre (miyoblast aktarımı, kök hücre, vs.) tedavileri ve protein artırıcı tedavileri içermektedir.
Kalıtımsal miyopatilerden bazılarında ise bugün bile ilaç tedavisi mümkün olabilir. Örneğin Pompe hastalığında eksik olan asit alfa glukozidaz enzimi damar yolu ile hastaya verilebilmekte ve belli oranda iyileşme sağlayabilmektedir. Bu tedavinin yakın yıllarda bulunmuş olması ve bu yıl piyasaya çıkmış olması, hastaların bulunduğu dernekler - bilim dünyası - ilaç endüstrisi ortak çalışmasının en önemli ürünü olmuş ve diğer hastalıklarda da tedavi girişimlrinin başarısı için umut olmuştur. İne kasta karnitin eksikliği L-karnitin tedavisi, bazı lipd depo hastalıkları B2 vitamini (riboflavin), koenzim Q 10 (CoQ10) eksikliği ise CoQ!= uygulanması ile tedavi edilebilmekte ve hasta tama yakın düzelme gösterebilmektedir. Duchenne tipi kas distrofisinde ise, hastalığa çare olmamakla beraber, kabul edilmiş tek tedavi, kortizon uygulamasıdır.

Kas Hastalıklarında Psikolojik Danışmanlığın Yeri Var mıdır?

Kas hastalığı olan bireylerin bu duruma ve bu haldeki bir birey olarak toplumsal yaşama ahenkları açısından psikolojik destek almaları çok faydalıdır. Aynı desteği ailelerin de alması bu ahenk sürecini hızlandırmaktadır.


Bu site, IdeaSoft® - Akıllı E-ticaret Paketleri ile hazırlanmıştır.